XXXX BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ

amacım
1/7/2007<>15:26

SİTEMİN KONUSUNU DEGİŞTİRDİM ASLINDA BUNUN SEBEBİ GENCLİĞE BAKIYORUZDA DİNİMİZDEN İSLAMDAN UZAK DAVRANIYOLAR KİMSE ÖLÜMÜ DÜÜNMÜYOR CEHENEMİ AZABI KIYAMETİ DÜŞÜNMÜYO İŞTE HER BU SİTEYE GİRENLER ÖLÜMÜ AHİRETİ DÜŞENECEK BELKİDE ÖLÜMDEN VE ALLAHTAN KORKTUGU İÇİN KALKIP NAMAZ KILACAK HEPİMİZİNDE BİLDİGİ GİBİASLINDA BU DÜNYA BİR SINAV ÇOGUMUZDA EN ÖNEMLİ SINAVI DEGİLDE ÖSSYİ DÜŞÜNÜYUORUZ ASLINDA EN COK DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN SINAV DÜNYADAKİ SINAV ASLINDA CEHENNEM PARAYLA CENNET BEDAVA NAMAZ KILMAK BEDAVA ORUC BEDAVA AMA İÇKİ KUMAR ZİNA HEPSİ PARAYLA BUNU ASLINDA SİZDE BİZDE HEPİMİZ BİLE BİLE YAPITYORUZ BİR GÜL PEŞİNDE KOŞARKEN AYAKLARIMIZ ALTINDA EZİLEN PAPATYAYI GÖRMÜYORUZ BİZ EVİMİZDE FAZLA KALAN YEMEGİ DÖKERKEN DIŞARIDA AÇ İNSANLAR NE YAPIYOR DİYE DÜŞÜNMÜYORUZ BİLE EVET ASLINDA BUNLARI DÜŞÜNEREK YAPTTIM DEGİŞİKLİĞİ HEPİNİZİ BEKLİYORUM..

2 yorum :: <%TrackbackCount%> trackbacks :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

üç şey sadece üç
1/7/2007<>15:22

Üç sey bir kimsede bulunursa,imanin tadini alir :
1- Allah'i ve Resulünü her seyden çok sevmek,
2- Sevdigini Allah için sevmek,
3- Küfre düsmekten,çok korkmak.
Ramuz :S/259

$u üç dua red'olunmaz :
1- Babanin, evladina duasi,
2- Oruçlunun duasi,
3- Misafirin duasi.
Ramuz : S/259

$u üç sey, imanin esasindandir :
1- Kelime-i Tevhid,
2- Cihad,
3- Kadere iman.
Ramuz : S/259

$u Üç sey güzel degildir :
1. Soy-sopla ögünmek,
2- Ölü arkasindan,bagirip-çagirmak,
3- Yildizdan yagmur beklemek.
Ramuz : S/259

Üç seyi yapmak kimseye Helal olmaz :
1- imamin yalniz nefsine dua etmesi,
2- izinsiz olarak,bir evin içine bakmak,
3- Destursuz eve girmek.
Ramuz : S/259

$u üç sey men olunmaz :
1- Su
2- Ot
3- Ate$
Ramuz : S/260

$u üç seyi yapanin,zarari kendisine dir :
1- Me$ru Hükûmete isyan,
2- Hile,
3- Ahdini bozmak.
Ramuz : S/260

$u üç sey üzerine yemin ederim :
1- Sadakadan dolayi,asla mal eksilmez,
2- Affedeni Allah aziz eder,
3- Dilenene Allah fakirlik kapisini açar.
Ramuz : S/260

Ümmetin üzerine,üç seyden korkarim :
1- Yildizlardan yagmur beklemek,
2- Sultanin zulmü,
3- Kaderi yalanlama.
Ramuz : S/260

Üç sey Orucu bizmaz :
1- Kan aldirmak,
2- Az istifra,
3- ihtilam olmak.
Ramuz : S/260

Üç sey Aräa yapiämiätir :
1- Akrabalik,
2- Emanet,
3- Nimete $ükür.
Ramuz : S/260

Üç seyin sakasi da, ciddisi de ciddidir :
1- Nikâh,
2- Talâk,
3- i'tak (Köleyi-Cariyeyi serbest birakma)
Ramuz : S/260

Üç sey derecedir :
1- Yemek yedirmek,
2- Selâmlasmak,
3- insanlar uyurken Namaz kilmak.
Ramuz : S/260

Üç seyi olmayan,Allah'tan ve benden uzaktir :
1- Hilm
2- Güzel ahlak
3- Vera (Haramdan son derece kaçinmak)
Ramuz : S/261

Üç zümreye yemin olmaz :
1- Evladin,babasina yemini,
2- Kadinin kocasina yemini,
3- Kölenin efendisine yemini.
Ramuz : S/261

Üç kimse mel'undur :
1- Ana-Babaya lânet eden,
2- Allah'tan baskasi adina kurban kesen,
3- Arazinin hududunu bozan.
Ramuz : S/261

Üç sey insanin sevgisini kazandirir :
1- Karsilasinca selamlasmak,
2- Meclislerde ona yer açmak,
3- Ona,en çok sevdigi isimle çagirmak.
Ramuz : S/261

Seçkin kulun vasfi üç'tür :
1- Yalniz Allah'a kul olur,
2- Gönül hoslugu ile Zekâtini verir,
3- Nefsini tezkiye eder,temize çikarir.
Ramuz : S/262

Üç sey veya bunlardan biri kimde varsa,
diledigi kadar Huri kizi ile evlendirilir :
1- Gizli ve kiymetli emaneti sahibine veren,
2- Katil'i affeden,
3- Her namazdan sonra On defa iHLAS okuyan.
Ramuz : S/262

Üç sey ortaya çikinca, sonradan
iman ettim demek fayda vermez :
1- Günes batidan dogduktan sonra,
2- DEccal çiktiktan sonra,
3- Dabbetül'arz çiktiktan sonra.
Ramuz : S/262

Üç sey bir adamda olursa,
Allah onu Cennetine kor :
1- Zayifa Rifk ile muamele,
2- Ana-Babaya $efkat,
3- Köleye iyi davranis.
Ramuz : S/262

$u üç sey,büyük bela' lardandir :
1- iyiligi bilmiyen,kötülügü affetmiyen âmir,
2- iyiligi örten, kötülügü yayan zalim,
3- Yaninda iken eziyet,yok iken hiyanet eden kadin.
Ramuz : S/263

Üç seyi yapan mücrim'dir :
1- Haksizliga ön ayak olan,
2- Ana-Babaya asi olan,
3- Zalimi destekleyen,beraber gezen.
Ramuz : S/263

Üç husus,müslümanin dünya saadetidir :
1- iyi komsu,
2- Genis bir ev,
3- Uslu bir binek.
Ramuz : S/263

Üç seyi yapan,Allah'in dostu,
yapmayan ise düsmanidir :
1- Namaz,
2- Oruç,
3- Cünüplükten gusûl.
Ramuz : S/263

Üç $ey Allah'in büyüklügünü tazimdendir :
1- Kur'an-i ya$ayan ihtiyara saygi,
2- Kur'an hamiline ikram,
3- ilim sahibine ikram.
Ramuz : S/264

$u Üç sey sünnet'tendir :
1- Her imamin arkasinda Namaz kilmak,
2- Her emirle Cihad'a çikmak,
3- Ehli Tevhid olan her ölünün namazini kilmak,
Ramuz : S/264

Korkulacak üç sey :
1- Hak'tan sonra sapiklik,
2- Delalete düsüsrücü fitneler,
3- Bogaza ve $ehvete dü$künlük.
Ramuz :S/264

Üç $eyden kula hesap sorulmaz :
1- Gölgelendigi KAMI$ barakadan,
2- Belini dogrultacak kadar yedigi ekmekten,
3- Avret yerini örtecek kadar elbiseden.
Ramuz : S/264

Ehli cennet'in yaptigi üç sey :
1- ilim pesinde kosmak,
2- Ölülere merhametli olmak,
3- Fukarayi sevmek.
Ramuz : S/ 264

Üç sey kalbe kasvet verir :
1- Çok yemek,
2- Çok uyumak,
3- Çok rahatlik.
Ramuz : S/264

Üç $ey Namazi tamamlar :
1- Güzel Abdest almak,
2- Saflari düzgün yapmak,
3- Imama uymak.
Ramuz : S/ 264

$u üç kimseye hasta ziyareti yapilmaz :
1- Gözü agriyana,
2- Disi agriyana,
3- Çiban çikarana.
Ramuz : S/265

Üç $ey bir kimsede olursa Cimri sayilmaz :
1- Malinin zekâtini seve seve verirse,
2- Misafirini agirlarsa,
3- Darda kalana yardim ederse.
Ramuz : S/265

Allah, üç kimsenin yüzüne bakmaz :
1- Izarini sürüyerek yürüyen kibirliyi,
2- Verdigi$eyi basa kakani,
3- Malini yalan yeminle satani.
Ramuz :S/265

Üç hal kimde varsa, imani tamdir :
1- Allah için yapacagi iste,kinanmaktan korkmaz,
2- Amelinde gösteris yapmaz,
3- Ahiret isini, dünya isne tercih eder.
Ramuz :S/265

Üç $ey kiyamet alâmetlerindendir :
1- Mamur yerlerin yikilip,harap yerlerin imari,
2- iyinin kötü, kötünün iyi sayilmasi,
3- Emanete ihanet.
Ramuz : S/265

Üç ses sebebiyle Allah meleklere övünür :
1- Ezan sesi,
2- Tekbir sesi,
3- Telbiye sesi.
Ramuz :S/265

Üç kimse Allah'in himayesindedir :
1- Mescid'de bulunan,
2- Gazaya çikan,
3- Hacca giden.
Ramuz :S/265

Üç kimse $eytan ve avanesinden korunur :
1- Allah'i geceli gündüzlü zikreden,
2- SEher vakti istigfar eden,
3- Allah korkusundan aglayan.
Ramuz :S/266

Üç kisiye Allah gazab eder :
1- Tok iken yemek yiyene,
2- Uykusu yok iken uyumak istiyene,
3- Sebepsiz yere gülene.
Ramuz :S/267

Üç kisi hürmeti kaybetmistir :
1- FISKINI açiklayan fasik,
2- Hevasina uyan kimse,
3- Zalim hükümdar.
Ramuz :S/267

Üç kisiye itibar edilmez :
1- Cenazede para için aglayan kadina,
2- $arki-Türkü söyleyenlere,
3- Faiz yiyenlere.
Ramuz :S/267

Üç kisiye elim azab vardir :
1- ihtiyarlikta zina edene,
2- Çok yalan söyleyen hükümdara,
3- Kibirli olan dilenciye.
Ramuz :S/267

Üç kimseye Allah nazar etmez :
1- Okuturken,yetimi ezen Hocaya,
2- ihtiyaci yok iken dilenene,
3- Yaranmak için dalkavukluk yapana.
Ramuz :S/268

Üç kisiye Allah Cenneti Haram etmistir :
1- içkiye devam edene,
2- Ana-Babaya asi olana,
3- Ailesini korumayan=Deyyus'a.
Ramuz :S/269

Allah Tealâ üç seyi sevmez :
1- Kur'an okunurken konusmayi,
2- Yüksek sesle dua etmeyi,
3- Secdede dirsekleri yere yaymayi(Erk).
Ramuz :S/589

Üç kimseden kalem kaldirildi :
1- Uyuyandan, Uyanana kadar,
2- Agir hastadan, iyilesene kadar,
3- Çocuktan, Büluga erinceye kadar.
Ramuz :S/291

$u üç sebepten dolayi Arabi sevin :
1- Ben Arabim,
2- Kur'an Arabcadir,
3- Cennet ehlinin lisani da Arabcadir.
Ramuz :S/17

Ümmetin için en çok su üç seyden korkarim :
1- Nefsi hevanin delaleti,
2- Midenin istegi ve $ehvete tabi olmak,
3- Dini husularda kendini begenmislik.
Ramuz :S/21

Allah'a ve ahirete inanan :
1- Kom$usuna iyilik etsin,
2- Misafirine ikramda bulunsun,
3- Ya Hayir söylesin veya sussun.
Riyazüs-Salihin

Üç seyi unutma :
1- Dünyanin geçiciligini
2- Ölümü
3- Basa gelecek afeti
Tenbihül Gafilûn/22
Ölümü düsünene Üç sey verilir:
1- Bir an önce Tevbe etmek
2- Az rizikla yetinmek
3- $evkle ibadet etmek
T.G/24

Üç yerde acele edilir:
1- Namaz vakti girince Namaz kilmada,
2- Ölüyü topraga vermekte,
3- Günah isleyince,Tevbe etmekte
T.G/101

Tevbesi kabul edilmiyen üç kisi :
1- Kâfirligin ELEBA$I, $eytan,
2- Günahkârlarin ELEBA$I Kabil,
3- Peygamberlerden birinin katili.
T.G/104

Günah dosyalari üç'tür :
1- Allah'in affetmiyecegi,$irk dosyasi
2- Allah'in affedecegi, günah dosyasi,
3- Kul haklari ile ilgili dosya.
T.G/111

Amel defteri kapanmayan Üç kisi :
1- Sadakai Cariye sahibi,
2- Faydali ilim sahibi,
3- Salih evlad sahibi
T.G/123

Cennetliklere mahsus üç huy :
1- Kötülük edene iyilik etmek,
2- Haksizlik edeni bagislamak,
3- Vermeyene vermek.
T.G/128

Üç kimse Aräin gölgesine alinir :
1- Akrabasini gözeten,
2- Yetime bakan kadin,
3- Yetime,yoksula yediren.
T.G/133

$u Üç yerde yalan Caizdir :
1- Savasta,
2- Iki kisiyi baristirmakta,
3- Kari-Koca arasini bulmakta.
T.G/154

Üç $eyi yapamiyorsan, Üç $eyi de yapma :
1- Iyilik yapamiyorsan, kötülük te yapma,
2- Yararli olamiyorsan, zararli da olma,
3- Oruç tutamiyorsan,baskasinin etini de yeme.
T.G/161

Üç zümrenin Giybeti yoktur :
1- Zalim Devlet adaminin,
2- Açiktan-açiga günah isliyenin,
3- Bidat'çinin
T.G/162

Üç kimsenin duasi kabul olmaz :
1- Haram lokma yiyenin,
2- Çok giybet edenin,
3- Müslümanlara karsi kin tutanin.
T.G/174

Üç kimse ile Allah konusmaz :
1- Zinakâr ihtiyarla,
2- Yalanci Devlet baskani ile,
3- Kibirli Fakirle.
T.G/179

Cennetlik Üç kimse :
1- $ehitler,
2- Ibadet ehli Köle'ler,
3- Kalabalik aileli Fakirler.
T.G/179

Cehennemlik üç kimse :
1- Zalim Devlet baskani,
2- Zekât vermeyen Zenginler,
3- Kibirli Fakirler.
T.G/179

Yüce Allah,üç kimseden nefret eder :
1- Fasiklardan nefret eder,
2- Cimrilerden nefret eder,
3- Kibirlilerden nefret eder.
T.G/179

Allah Üç kimseden daha çok nefret eder :
1- Ya$li Fasiklar,
2- Zengin Cimriler,
3- Fakir Kibirliler.
T.G/179

Allah üç kimseyi sever :
1- Takva sahiplerini,
2- Cömertleri,
3- Alçak gönüllü olanlari.
T.G/179

Allah Üç kimseyi daha çok sever :
1- Genç Takva sahiplerini,
2- Fakir Cömertleri,
3- Zengin olan,Alçak gönüllüleri.
T.G/179

Kiyamet günü aglamayacak göz Üç'tür :
1- Dünyada iken,Allah korkusundan aglayan göz,
2- Dünyada iken,Haramlara bakmaktan sakinan göz,
3- Dünyada iken,Nöbet beklerken uyumayan göz.
T.G/

Üç $ey kalbi karartir :
1- Kahkaha ile gülmek,
2- Aç degilken yemek,
3- Lüzumsuz yere konusmak.
T.G/195

Üç $eyi olmayan, Imanin tadini alamaz :
1- Cahilin, Cehlini savacak nezaket,
2- Haramlardan koruyacak Takva,
3- Insanlarla iyi geçim için güzel Huy.
T.G/198

Üç $ey, Üç $ey sirasinda bilinir :
1- Efendilik, öfkelenince belli olur,
2- Yigitlik Savasta belli olur,
3- Kardeslik,ihtiyaç sirasinda belli olur.
T.G/201

Öfkeli iken Karar vermenin zarari Üç'tür :
1- Kendi vicdaninda Pi$manlik duymak,
2- Insanlar tarafindan kinanmak,
3- Allah katinda cezalanmak.
T.G/206

Akilli kisi Üç $eyle ugrasir :
1- Geçimini saglamakla,
2- Ahireti için çalismakla,
3- Ilim-Irfan ögrenmekle.
T.G/211

$eytan'in Zengine tuzagi üç'tür :
1- Malinin Zekâtini verdirmemesi,
2- Malini gereksiz yerlere harcatmasi,
3- Haksiz yoldan kazandirmasi.
T.G/225

Zühd üç $eyden ibarettir :
1- Dünyayi tanidiktan sonra onu birakmak,
2- Allah'a hizmet etmek,
3- Ahireti özleyip,ona talip olmak.
T.G/236

Akilli,üç seyi yapandir :
1- Dünya kendini birakmadan,o Dünyayi birakir,
2- Ölmeden önce Mezarini hazirlar,
3- Yaraticinin rizasini kazanir.
T.G/236

Dünya'yi sevene Üç $ey bulasir :
1- SIKINTISI bitmez bir me$guliyet,
2- Ula$ilmaz bir Emel,
3- SIKINTISI bitmez bir Ihtiras.
T.G/240

Dünya'yi aklindan çikarmayana Üç $ey :
1- Hiç bitmiyen bir Endi$e,
2- Hiç kurtulmayacagi bir me$gale,
3- Sona erdirilmez bir Yoksulluk.
T.G/242

Üç $eye sahip olana, ne mutlu :
1- Allah'in Takdirine razi olana,
2- Belâ'lara sabredene,
3- Rahatlikta Allah'a dua edene.
T.G/249

Üç sey iyilik hazinesidir :
1- Sadakayi gizlemek,
2- Çekilen aciyi,açiga vurmamak,
3- Ugranan Bela'yi kimseye açmamak.
T.G/250

Üç nevi Sabir vardir :
1- Musibetlerin üzüntüsüne Sabir = 300 sevap,
2- Ibadetlere zahmetine Sabir = 600 sevap,
3- Günahlara düsmemeye Sabir = 900 sevap.
T.G/274

Cema'atle Namaz kilmayana üç bela :
1- Kazanci bereketsiz olur,
2- Diger iyi amelleri kabul olunmaz,
3- Yüzünün Nur'u silinir.
T.G/274

Ölüm Sirasinda da Üç Musibet :
1- Aç olarak Ölür,
2- Susuz olarak can verir,
3- CANI zor çikar.
T.G/274

Kabirde Üç Musibet :
1- Sual Melekleri SIKI bir sorguya çeker,
2- Kabri karanlik olur,
3- Kabri,Daracik olur.
T.G/274

Kiyamet günü,kar$ila$acak Üç musibet :
1- Hesaplasmasinin çetin olmasi,
2- Rabbi'nin öfkesine muhatab olunmak,
3- Allah,onu Cehennem azabina çarptirmasi.
T.G/274

Kâmil abdest, üç seyle olur :
1- Kalbi,Kin'den arindirmakala,
2- Vücudu,günahlardan arindirmakla,
3- Suyu israf etmemekle.
T.G/280

Setr'i Avret, Üç $eyle kâmil olur :
1- Elbise,Helal yolla kazanilmis olmakla,
2- Elbisede, pislik olmamakla,
3- Kiyafet,Sünnet'e uygun olmakla.
T.G/280

Vaktin Kemali de Üç $eyle olur :
1- Vaktin,girip-girmedigini sürekli gözetmekle,
2- Kulagin Ezan'da olmasiyla,
3- Akli,devamli Namaz vaktiyle me$gul olmakla.
T.G/280

Kibleye dönmede Kemal, Üç $eyle olur :
1- Yüzünü Kibleye çevirmekle,
2- Kalbini Allah'a yöneltmekle,
3- Hu$u ile boyun bükmekle.
T.G/280

Niyetin kemali Üç seye baglidir :
1- Hangi Namazi kildigini bilmek,
2- Allah'in huzurunda oldugunu bilmek,
3- Allah'in kalbe geçeni bildigini bilmek.
T.G/280

Tekbirin kemali Üç seyle olur :
1- Yanli$siz bir tekbir getirmekle,
2- Elleri kulak hizasina kaldirmakla,
3- Kalbi,huzurlu ve hu$ulu kilmakla.
T.G/280

Kiyamin kemali Üç seyledir :
1- Gözleri secde yerinden ayirmamakla,
2- Kalbini Allah'a baglamakla,
3- Saga-Sola bakmamakla.
T.G/280

Kiraatin kemali Üç seyle olur :
1- Tegannisiz, düzgün okumakla,
2- Düsünerek okumakla,
3- Okudugu ile amel etmekle.
T.G/281

Rükû'un kemali Üç seyle olur :
1- Belini dümdüz egmekle,
2- Parmaklarini açarak,diz kapagini tutmakla,
3- Tadili Erkânla,Subhane Rabbiyel Azim demekle.
T.G/281

Secdenin kemali Üç seyle olur :
1- Avuç içlerini,kulaklari hizasina yere koymakla,
2- Dirsekleri yere yaymamakla,
3- Tadili Erkânla,Suphane Rabbiyel A'la demekle.
T.G/281

Teäeh'hüdün kemali Üç seyle olur :
1- Sag ayagini dikip,sol ayaginin üstüne oturmakla,
2- Saygi ile Ettehiyyatü'yü okumakla,
3- Bunlar bitince Selâm vermekle.
T.G/281

Selâm hasletinin kemali için Üç sey :
1- Sagine Selam verirken,sagindakilere niyetle,
2- Soluna Selam verirken,solundakilere niyetle,
3- Omuz baslarina bakmakla.
T.G/281

Namaz kilana Üç keramet var :
1- Semaya dogru su gibi iyilik saçilir,
2- Yerden,göge kadar melekler sarar,
3- Bir melek"Eger bilse Namazdan hiç ayrilmaz"der.
T.G/284

Üç kimsenin kiyamette korkusu yok :
1- Cemaati tarafindan sevilen Imam,
2- Sirf Allah rizasi için Ezan okuyan,
3- Rabbisine ve Efendisine itaat eden Köle.
T.G/289

Misk bulutunda duran üç kimse :
1- Sadece Allah Rizasini arayan Imam,
2- Sadece Allah Rizasi için Kur'an okuyan,
3- Sirf Allah Rizasi için Ezan okuyan.
T.G/290

Mü'minin görünecegi yer üç'tür :
1- Gönlünü onaran Mescid'de,
2- Kendine barinak olan ev'de,
3- Mahzuru olmayan ihtiyaçlari pesinde.
T.G/302

$u üç kimse Allah'in yakinindadir :
1- Mescid'de olan,oradan çikincaya kadar,
2- Din kardesini ziyaret eden,dönünceye kadar,
3- Hacc veya Umreye giden,dönünceye kadar.
T.G/303

Cennetin kapisinda üç satir yazi :
1- La ilahe illallah,Muhammedün Resulûllah,
2- Kul günahkâr,Allah magfiret edicidir,
3- Ettigini bulursun.
T.G/302

Zina'nin dünyada üç zarari var :
1- Rizki darlasir,
2- Hayirlardan mahrum olur,
3- Insanlar tarafindan nefretle anilir.
T,G/351

Zina'nin Ahirette üç zarari vardir :
1- Allah'in gazabi,
2- Çetin hesaplasma,
3- Büyük atese atilmak.
T.G/351

$u üç günah,kalbin nurunu söndürür :
1- Müslüman olmaktan dolayi $ükretmemek,
2- islamiyetten çikarim diye endi$elenmemek,
3- Müslümanlara zulmetmek.
T.G/368

Üç tavsiye :
1- Çokça ölümü hatirlamak,
2- $ükr'etmeyi ihmal etmemek,
3- Dua etmeyi ihmal etmemek.
T.G/369

Üç seyden sakin :
1- Sözlesmeni bozmaktan,
2- Zulm'etmekten,
3- Hile yapmaktan.
T.G/369

$u üç sey zulümdür :
1- Kendi yaptigi kötülügü,baskasinda kinamak,
2- Kendini birakip,baskalarinda kusur aramak
3- Sebepsiz yere dostunu üzmek.
T.G/369

Kitaplardan üç özet :
1- Son derece Allah'tan kork,
2- Ümidin korkudan fazla olsun,
3- Kendin için istedigini,baskasi için de iste.
T.G/375

Üç sey imandandir :
1- Kendi darda olmasina ragmen sadaka vermek,
2- Aleyhte olsa bile,adaletten ayrilmamak,
3- Herkese Selâm vermek.
T.G/375

Allah'in sevdigi davranis üç'tür :
1- Güçlü iken affetmek,
2- Öfkeli iken kendine hakim olmak,
3- Kullara karsi yumusak davranmak.
T.G/375

Helâk edici üç sey :
1- Cimrilik,
2- Pe$ine gidilen arzu,
3- Ucb= insanin kendini begenmesi.
T.G/378

Kurtulusa erdiren üç sey :
1- Her halde dengeli olmak,
2- Fakirlikte, zenginlikte tutumlu olmak,
3- Gizli,a$ikâr her halde Allah'tan korkmak.
T.G/378

Zor olan amel üç'tür .
1- Insanin adaleti kendi nefsine uygulamasi,
2- Din kardesini nefsiyle e$it tutmasi,
3- Geregi gibi Allah'i zikretmesi.
T.G/383

Meleklerin hayret ettigi üç kisi :
1- Yapmadigini söyleyen,FASIK,ilim adami,
2- Üzerine (süslü) mezar yapilan günahkâr,
3- Süslü tabut'a konulan günahkâr.
T.G/424

Çok üzülecek üç kisi :
1- Kölesi Cennete,kendisi Cehenneme giden efendi,
2- Varisi Cennete,kazanani Cehenneme giden,
3- Dinleyeni Cennete,kendisi Cehenneme giden alim.
T.G/425

Üç cümle dogrudur :
1- Allah'in dost edindigini,$eytan dost edinemez,
2- Müslüman olan, olmayan gibi olmaz,
3- insan kimi severse onunla olur.
T.G/431

Üç uykudan Allah nefret eder :
1- Zikir meclisinde uyumak,
2- Yatsi namazini kilmadan uyumak,
3- Farz namazlari kilarken uyumak.
T.G/433

Allah c.c.üç gülmeden nefret eder :
1- Cenaze arkasindan giderken gülmek,
2- Zikir meclisinde gülmek,
2- Mezarlikta gülmek.
T.G/433

Dünyevi kazançlarin en hayirlisi üç'tür :
1- Helal yoldan kazanip,baskasina el açmamak,
2- Kazancin bir kismini ibadet için sarf etmek,
3- Geriye kalanini da Ahiret için harcamak.
T.G/446

Uhrevi kazançlarin en hayirlisi üç'tür :
1- Geregi ile amel edip,yaydigin ilim,
2- Ileri için ayirdigin güzel amel,
3- Kendi elinle açtigin iyi bir çigir.
T.G/446

Dünyevi en zararli kazanç üç'tür :
1- Haramdan kazanmak,
2- Günah yollarda harcamak,
3- Allah'a itaat etmiyene miras birakmak.
T.G/446

Uhrevi en zararli kazanç üç'tür :
1- Kiskançlik sonucu,hakki inkâr,
2- israrla islenen günah,
3- Kendi eliyle açilan kötü bir çigir.
T.G/446

Ev sahibinin,misafire karsi yapacagi üç sey :
1- Misafirin yapamiyacagi isi ondan istememek,
2- Helal olmayan yemegi yedirmemek,
3- Namaz vaktini gözetmek.
T.G/455

Misafirin görevi üç'tür :
1- Ev sahibinin gösterdigi yere oturmak,
2-Kendisine ikram edilenden hosnut olmak,
3- Evden ayrilirken bereket duasi yapmak.
T.G/55

Yüce Allah,bir Hacc'la üç kisiyi Cennet'e kor :
1- Adina Hacc yapilmasini vasiyet edeni,
2- Vasiyeti yerine getireni,
3- Bedel Hacc yapani.
T.G/486

Yüce Allah,Üç kimse ile,Meleklere karsi övünür :
1- Issiz yerde Ezan okuyup,Namaz kilanla,
2- Gece tek basina Namaz kilanla,
3- Sava$ta,düsmana karsi dayanip,$ehit olanla.
T.G/530

$u üç sey,aldanmisligin alâmetidir :
1- Yok olmaya mahkûm seyleri biriktirmek,
2- Mahvolmaya sebep olan günahlari çogaltmak,
3- Kurtulusa erdirici amelleri terk etmek.
T.G/591

$u üç sey, Allah'a yönelisin alâmetidir :
1- Kalbi Tefekküre dalmak,
2- Dili Zikre adamak,
3- Bedeni ibadete adamak.
T.G/591

$u üç sey, insanin kendini aldatmasidir :
1- Günahi düsünmeksizin ,nefsin arzulari pesinde kosmak,
2- Tûl-u emele kapilarak,tevbe etmeyi terk etmek,
3- iyi amel islemeksizin,Ahiret saadetini istemek
T.G/591

Kim ki,Üç seye ragmen,üç seye sahip olmayi
iddia ederse,bilsin ki iddiasi batildir :
1- Dünyayi sevmesine ragmen,Allah'i zikretmekten
haz duydugunu iddi eden,
2- Nefsinin nefretine muhatap olmaksizin,
Rabbinin rizasini kazandigini iddia eden,
3- insanlarin takdirinden hoslandigini bildigi
halde,ihlasli oldugunu iddia eden
T.G/591

Allah,Kuluna üç sebepten dolayi gazaplanir :
1- Kulun,Allah'in emrini yerine getirmemesi,
2- Kulun,Allah'in ayirdigina razi olmamasi,
3- Kulun istegi eline geçmeyince,Allah'a gücenmesi
T.G/609

Iman sahibinin üç alâmeti vardir :
1- Namaz kilmak,
2- Oruç tutmak,
3- Sadaka vermek.
Dört B.Halife Menk.S/359

Münafik’ta üç alâmet vardir :
1- Namazi yalniz kilarken noksan,
Halk yaninda düzgün ve tam kilar.
2- Kendini meth'edenlerin kar$isinda
zevkle is yapar ve övülmekten ho$lanir,
3- Allah'i insanlar yaninda zikreder,
yalniz basina kalinca zikretmez.
Menakib

Zalim'de üç kötü hal vardir :
1- Kendinden daha zayifa baski yapar,
2- Gücü yettigi kadar baskasini malini alir,
3- Rizki hususunda Helâl-Haram demez.
Menakib

Kiskanç kimsede de üç alamet vardir :
1- Kalabalikta,kiskandigi kimseye yaltaklanir,
2- Herkesin arkasinda Giybet eder,
3- Basina belâ gelenlere sevinir .
Menakib

Tenbel kimsede de üç alamet vardir :
1- Allah'a ibadetde tembellik eder,
2- Yaptigi ameli kusurlu yapar,
3- Namazin vaktini geçirir.
Menakib

Tövbekâr'in üç alameti vardir :
1- Haramlardan uzaklasir,
2- ilim ögrenmeye hirsli olur,
3- Günaha dönmekten çok korkar.
Menakib

SABIRLI olan kimsede Üç alamet vardir :
1- Kendisine gelmeyene kendisi gider,
2- Kendisine zulmedeni bagislar,
3- HAKSIZLIK edene merhamet eder.
Menakib

SABIRLI kimsenin diger üç alâmeti :
1- Allah'in bütün emirlerine Sabreder,
2- Günahlari i$lememeye Sabreder,
3- Gelen Belâ ve Musibetlere Sabreder.
Menakib.

FACiR adamin üç alameti vardir :
1- Çok yemin eder,
2- Kadinlari aldatir,
3- Herhese iftira eder.
Menakib

KAFiR'lerin üç alameti vardir :
1- Allah'in ezeli Dininden $üphe eder,
2- Allah'in sevdiklerine düsman olur,
2- ibadet ve Taat'tan gafil olur.
Menakib

ilahi Rahmetten mahrum olanin üç alameti,
1- Allah'in azabindan emin olur,
2- Allah'in Rahmetinden ümitsizdir,
3- Allah'in Resulüne muhalefet eder.
Menakib

Affa mashar olanin üç alameti vardir :
1- Allah'in azabindan korkar,
2- Allah'in KAHRINDAN korkar,
3- Allah adina yapilan Vaaz'dan korkar.
Menakib

$u üç sey büyük kabahattir :
1- Geçimden yakinmak,Rabbi $ikayettir,
2- Dünyalik için üzülmek,Rabbi üzmektir,
3- Zenginliginden dolayi,zengine tevazu
edenin dininin üçte ikisi gider.
Münebbihat

$u üç seyi iyi ögrenmek gerekir :
1- Güzel geçinmek,aklin yarisidir,
2- Güzel Sual sormak,ilmin yarisidir,
3- Güzel tedbir,geçimin yarisidir.
Münebbihat

Üç seyi terk etmek :
1- Kim dünyayi terk ederse Allah onu sever,
2- Kim günahlari terk ederse,melekler onu sever,
3- Kim Tama'i terk ederse insanlar onu sever.
Münebbihat

Üç sey sana yeter :
1- Nimet olarak iSLAM sana yeter,
2- Me$gul olmak istersen TAAT yeter,
3- ibret almak istersen ÖLÜM yeter.
Münebbihat

AKILLI insanin üç alameti vardir :
1- Dünyaya deger vermez,
2- üzüntü ve eziyetleri $ikâyet etmez,
3- Musibet karsisinda sabirli olur.
Menakib

AHMAK insanin üç belirtisi vardir :
1- Allah'in kesin emirlerine karsi tembeldir,
2- Söyledigi sözlerin çogu lüzumsuzdur,
3- Allah'in yarattiklarina çok eziyet eder.
Menakib

iYi insanin üç alâmeti vardir :
1- Yedigi helaldir,
2- ilim meclislerinde bulunur,
3- Namazi cemaatle kilar.
Menakib

iYi insanin diger Üç alameti :
1- Bütün ibadetlerini zamaninda yapar,
2- Haram islerden uzak olur,
3- Kendisine fenalik yapana iyilik eder.
Menakib

KÖTÜ adamin Üç alameti vardir :
1- Allah'in emirlerine karsi tembeldir,
2- Herhese kötülügü dokunur,
3- Kendisine iyilik edene,fenalik yapar.
Menakib

MÜTTEKi'de Üç alamet vardir :
1- Fena insanlardan uzaklasir,
2- Yalan söylemekten sakinir,
3- Harama düsmekten çok korkar.
Menakib

GÜNAHKAR insanin üç alameti vardir :
1- Bütün amellerini hatali yapar,
2- Oyun ve çalgi gibi islerle ugrasir,
3- Unutkan olur.
Menakib

Kalbi kararmisin üç alâmeti vardir :
1- Düskünleri görüp-gözetmez,
2- Aza kanaat etmez,Gözü doymaz olur,
3- Ona Ögüt-nasihat tesir etmez.
Menakib

DOGRU kimsenin üç alameti vardir :
1- Ibadetlerini gizli yapar,
2- Karsilastigi musibetleri gizler,
3- Daima zikirle mesgul olur.
Menakib

FASIK'in üç alameti vardir :
1- Fitne ve Fesadi sever,
2- Insanlarin Belâya ugramasini ister,
3- iyi ve hayirli islerden kaçinir.
Menakib

A$AGILIK adamin üç alâmeti vardir :
1- Akrabasi ile çekisir durur,
2- Komsularina eziyet eder,
3- Günah islemeyi sever.
Menakib

Allah'in sevmedigi kimsenin alâmeti üçtür :
1- Çok Yalan söyler,yalan yere yemin eder,
2- insanlari Huzursuz eder,
3- Baskasinin sirtindan geçinmeyi sever.
Menakib

ABiD olanin üç alameti vardir :
1- Allah'i büyük, kendisini küçük bilir,
2- $ehevi arzularina son verir,
3- Allah'in rizasini kazanmayi $iar edinir.
Menakib

iLHA sahibinin alameti üç'tür :
1- Gücü yettigi kadar,herkesi aff'eder,
2- Malinin Zekâtini verir,
3- Fakire Sadaka vermeyi zevk bilir.
Menakib

CiMRi' de üç alamet bulunur :
1- Açliktan korkar,
2- istenileni vermekten korkar,
3- Cömertlik yapana içinden husumet duyar.
Menakib

Üç SINIF ABiD'in, Üçerden Dokuz vasiflari:
1- a) Sevdigini Allah için verir,
b) Öfkelenmez,
c) Her halde efendisi ile olur.
2- a) Nefsini küçük görür,
b) ihsanini küçük görür,
c) Kusurlarini büyük görür.
3- a) Her halde insanlara örnek olur,
b) insanlarin en cömerdi olur,
c) Herhes hakkinda Hüsnü Zan besler.
Menakib :S/499

Üç kisiye acinir :
1- Bir kavmin büyügü iken küçük düsene,
2- Zengin iken fakir düsene,
3- Dünyanin elinde oyuncak olana.
Ihya 1/153

2 yorum :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

KAYSER KIZIN HİDAYETİİ
1/7/2007<>14:51
kategori: ibretler

KAYSER KIZIN HİDAYETİ

  • ibrahim Havas Hazretleri,gönül dünyamızı aydınlatan altın silsilenin önemli bir halkasıdır. Hazret,bir sene hacca gitmek niyetiyle yola çıkar. Yol boyunca kulağına "İbrahim Havas" diye gaipten
    bir kadın sesi gelir ve gayri ihtiyari olarak Mekke tarafına değil de İstanbul'a doğru gider. Şehre girer ve orada kapısının önünde insanların toplandığı yüksek bir köşk görür. Daha sonra oradakilerden Rum Kayseri'nin kızının delirmiş olduğunu ve çaresi için doktorlarını topladığını öğrenir.
    Aslında,Kayser'in kızı bir vesileyle Barnaba İncil'ini okumuş ve orada Efendimiz'le alakalı hakikatleri öğrenerek ihtida etmiş;papazlar ise "ruhuna şeytan girdi ve delirdi" gibi düşüncelerle onun yakılmasına karar vermişlerdir.
    İbrahim Havas Hazretleri,"Ben prensesi tedavi edebilirim" diyerek onun yanına yaklaşır ve daha sonra aralarında şöyle bir konuşma geçer:
    -Ey İbrahim Havas! hoş geldiniz!
    -(İbrahim Havas Hazretleri,hayret dolu ifadelerle) Beni nereden tanıyorsunuz?
    -Canımı,canana teslim etmek istedim ve Hak Teala'dan sevdiği bir kulunu yanıma göndermesini niyaz ettim. "Üzülme,yarın sana İbrahim Havas dostum gönderilir" buyuruldu.
    -Hastalığınız nedir?
    -Gerçeği buldum ve ihtida ettim. Bu sebeple halime delilik,ban da deli dediler.
    -Bizim diyara gelmek ister misiniz?
    -Sizin diyar neresidir?
    -Mekke,Medine ve Kabe gibi mukaddes beldeler
    -Sağ tarafına bak!
    Sağ tarafına bakan İbrahim Havvas Hazretleri,bir düzlükte Mekke,Medine ve Beytü'l-makdisi karşısında görür. Az sonra prenses,"Vakit yaklaştı,istek ve arzu haddi aştı" deyip,kelime-i şehadet getirerek ruhunu Rahman'a teslim eder.
    Kayser'in kızı,bütün debdebe ve ihtişamın yaşandığı bir saray ikliminde yetişmiştir. Onun bunları elinin tersiyle itip terk etmesi,kanatlanıp uçmasına yetmiştir.
  •  

yok yorum :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

hz.adem
1/7/2007<>14:49

Hz. ÂDEM (a.s.)

İlk insan, ilk peygamber, insanlığın babası. Allah'u Teâlâ Hz. Âdem'i topraktan (turâbtan) yarattı. (Hûd, 11/61; Tâha, 20/55; Nuh, 71/18) Yüce Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını meleklerine bildirdiği zaman; ilim, irade ve kudret sıfatlarıyla donatacağı bu varlığın yeryüzüne uyum sağlaması için maddesinin de yeryüzü elementlerinden olmasını dilemiştir:

"Sizi (aslınız Âdem'i) topraktan yaratmış olması onun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz." (er-Rum, 30/20)

Allah'u Teâlâ Hz. Âdem'i yaratırken maddesi olan toprağı çeşitli hâl ve safhalardan geçirmiştir:

1- Türâb safhasından sonra "Tîn" safhası:

Tîn: Toprağın su ile karışımıdır ki, buna çamur ve balçık denilir. Bu safha insan ferdinin ilk teşekkül ettirilmeğe başlandığı merhaledir:

"O (Allah) her şeyi güzel yaratan ve insanı başlangıçta çamurdan yaratandır." (es-Secde, 32/7)

Hayat kaidesinin candan sonra iki temel unsuru su ve topraktır.

"Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürüyor, kimi iki ayağı üstünde yürüyor, kimi de dört ayağı üzerinde yürüyor. Allah ne dilerse yaratır. Çünkü Allah her şeye hakkıyla kadirdir. " (en-Nûr, 24/45) "O (Allah) sudan bir beşer (insan) yaratıp da onu soy-sop yapandır. Rabbin her şeye kadirdir." (el-Furkan, 25/54)

Yeryüzünün 3/4'ü su ile kaplıdır. İnsan vücudunun da %75'i sudur. Demek ki dünyadaki bu düzen aynen insana da intikâl ettirilmiştir. Yine Cenâb-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Andolsun biz insanı (Âdem'i) çamurdan süzülmüş bir hülâsadan yarattık." (el-Mü'minun, 23/12) İşte ilk insan, yaratılışının mertebelerinde, önce böyle bir çamurdan sıyrılıp çıkarılmış, sonra hülâsadan (bir soydan) yaratılmıştır. (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur'an Dili, V, 3056-3059, 3431-3432)

2- Tîn-i lâzib: Cıvık ve yapışkan çamur demektir. Toprağın su ile karıştırılıp çamur olmasından sonra, üzerinden geçen merhalelerden birisi de "Tîn-i lâzib" yani yapışkan ve cıvık çamur safhasıdır. Cenâb-ı Allah bu süzülmüş çamuru cıvık ve yapışkan bir hale getirdi. "Biz onları (asılları olan Âdem'i) bir cıvık ve yapışkan çamurdan yarattık. " (es-Sâffât, 37/I 1)

3- Hame-i Mesnûn: Sonra cıvık ve yapışkan çamur hame-i mesnûn haline getirildi. Hame-i mesnûn, suretlenmiş, şekil verilmiş, değişmiş ve kokmuş bir haldeki balçık demektir. "Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, suretlenmiş ve değişmiş bir çamurdan yarattık." (el-Hicr, 15/26-28)

Böylece Allahü Teâlâ Âdem (a.s.)'i topraktan yaratmaya başlıyor. Bunu da su ile karıştırarak Tîn-i lâzib yapıyor. Sonra bunu da değişikliğe uğratarak kokmuş ve şekillenmiş hame (balçık) haline getiriyor.

4- Salsal: Kuru çamur demektir.

Cenâb-ı Allah kokmuş ve suretlenmiş çamuru da kurutarak "fahhâr" (kiremit, saksı, çömlek) gibi tamtakır kuru bir hale getirdi. "O Allah insanı bardak gibi (pişmiş gibi) kuru çamurdan yaratmıştır. " (er-Rahmân, 55/14, ilgili ayet için bk. Hâzin; Elmalılı Hamdi Yazır, a.g.e., VIII, 4669)

Hz. Âdem'e Ruh Verilmesi

Cenâb-ı Allah Hz. Âdem'i yaratırken, yukarıda anlatıldığı gibi maddesi olan çamuru, çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak, canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsaid bir hale getirdi. Nihayet şekil ve suretinin tesviyesini ve düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir: "Rabbin o zaman meleklere demişti ki: 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek (hilkatını) tamamlayıp ona da rûhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın.' Bunun üzerine İblis' ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O (İblis) büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Allah: 'Ey İblis iki elimle (bizzat kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi oldun?' buyurdu. İblis dedi: 'Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın. " (Sâd, 38/71-76. Ayrıca bk. el-A'râf, 7/12; el-Hicr, 15/29; es-Secde, 32/8-9)

Cenâb-ı Allah böylece Hz. Âdem'i en mükemmel bir şekilde yarattı. Boyunun uzunluğunun altmış "zirâ" olduğu bazı kaynaklarda kaydedilir. (Kurtubî, Tefsir, XX, 45) Yaratılışı tamamlandıktan sonra Allahü Teâlâ ona, haydi şu meleklere git, selâm ver ve onların selâmını nasıl karşıladıklarını dinle! Çünkü bu, hem senin, hem de zürriyyetinin selâmlaşma örneğidir. Bunun üzerine Hz. Âdem meleklere: "Es-selâmü aleyküm" dedi. Onlar da: "Es-selâmu aleyke ve rahmetullah" diye karşılık verdiler, Âdem, insanların büyük atası olduğu için, Cennet'e giren her kişi, Âdem'in bu güzel suretinde girecektir. Hz. Âdem'in torunları, onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti. Nihayet bu eksiliş şimdi (Hz. Muhammed zamanında) sona erdi. (Buhârî, Sahih, IV, 102, Halk-ı Âdem, 2 Tecrid-i Sarîh Tercümesi, IX, 76, Hadis no: 1367)

Hz. Âdem'e isimlerin Öğretilmesi

Allah Hz. Âdem'i yarattıktan sonra, dünyaya yerleşip kendilerinden faydalanabilmeleri için ona eşyanın isimlerini ve özelliklerini öğretti. İsimlerin dalâlet ettiği varlıkları anlama kabiliyeti verdi. "Hani Rabbin bir vakit meleklere: 'Muhakkak ben, yeryüzünde (emirlerimi tebliğ etmeye ve uygulamaya koyacak) bir halife (bir insan) yaratacağım' demişti. (Melekler de): 'Biz seni hamdinle tesbih ve seni ayıplardan, sana ortak koşmaktan ve eksikliklerden tenzih edip dururken orada (yerde) bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse(ler) mi yaratacaksın?' demişlerdi. Allah: 'Sizin bilmeyeceğinizi her halde ben bilirim.' demişti. Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretmişti. Sonra onları (onların dalâlet ettikleri âlemleri ve eşyayı) meleklere gösterip 'doğrucular iseniz (her şeyin içyüzünü biliyorsanız) bunları isimleriyle beraber bana haber verin' demişti. (Melekler) de: "Seni tenzih ederiz, senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Çünkü her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan şüphesiz ki sensin, sen demişlerdi." (el-Bakara, 2/30-32)

Bu ayetlerde geçen "halife" vekâlet gibi asaletin karşıtı olarak başkasına vekillik etmek, yani az veya çok aslın yerini tutarak, onu temsil etmek demek olan hilâfet * masdarından türemiş bir sıfattır. İsim olarak kullanılır. Aslı "halif"tir. Sonundaki "tâ" harfi mübalâğa içindir. Birinin arkasından makamına ve yerine vekâlet eden demektir. Bu niyâbet (vekâlet) ya aslın geçici olarak makamından ayrılması dolayısıyla verilir veya aslın acizliğinden dolayı yardım etmesi için verilir. Yahut bunların hiçbiri olmadığı halde asıl, vekiline sırf bir şeref bahşederek onu yüceltmek için vekâlet verir. İşte Cenâb-ı Allah'ın arzda evliyasını istihlâfı bu kâbildendir. (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fi Garibi'l-Kur'an İstanbul 1986, s. 223; Hamdi Yazır, a.g.e., I, 300)

Cenâb-ı Allah: "Yeryüzünde bir halife yaratacağım ve tayin edeceğim." demişti ki; kendi irade ve kudret sıfatımdan ona bazı salâhiyetler vereceğim, o bana izâfeten, bana niyâbeten yarattıklarım üzerinde birtakım tasarruflara sahip olacak, benim namıma ahkâmımı yeryüzünde yürürlüğe koyup uygulayacaktır. O, bu hususta asil olmayacak, kendi zatı ve şahsı namına asıl olarak hükümleri icra edemeyecek ancak benim bir nâibim, kalfam olacak, iradesiyle benim iradelerimi, emirlerimi, kanunlarımı tatbike memur bulunacak sonra onun arkasından gelenler ve ona halef olarak aynı vazifeyi icra edecek olanlar bulunacaktır. "Verdikleriyle sizi denemek için, yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminki kiminizden derecelerle üstün yapan odur..." (el-En'âm, 165) ayetinin sırrı zâhir olacaktır. Bu mana, Ashâb-ı Kirâm ve Tâbiîn'den uzun uzadıya nakledilegelen tefsirlerin özetidir. (Elmalılı, a.g.e., I, 300)

Allahü Teâlâ, Âdem'i yeryüzünde halifesi yapacağını meleklerine istişâre eder gibi tebliğ etmiş, Âdem'i yarattıktan sonra ona eşyanın isimlerini öğretmiş, eşyanın bilgisini edinme ve beyan etme kabiliyetini vermiştir. Meleklerin devamlı olarak tesbih ve takdis vazifesiyle meşgul olmaları ve nefislerinin olmaması sebebiyle yeryüzünde halifelik ve imtihan keyfiyetlerine Âdem ve evlâdlarının lâyık olacaklarını Âdem ile meleklerini bir imtihandan geçirerek göstermiştir.

Yüce Allah Âdem'i yarattıktan sonra zevcesi Havva*'yı onun eğe veya başka bir görüşe göre kaburga kemiğinden yarattı. (Kitabü Mecmuatün mine't-Tefâsir içinde Hâzin, II, 3) İbn Mes'ûd ve İbn Abbâs, "Allah Havva'yı, Âdem'i Cennet'e yerleştirdikten sonra yaratmıştır." demişlerdir. (en-Nisâ, 4/1; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, XI, 304)

Hz. Âdem'in Cennet'e Yerleştirilmesi:

Yüce Allah Âdem ve eşine şöyle diyerek, Cennet'e yerleştirdi: "Ve demiştik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin Cennet'te yerleş, otur. Ondan (Cennet'in yiyeceklerinden) istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz. " (el-Bakara, 2/35; eL-A'râf, 7/19) "Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennet'ten çıkarmasın; sonra zahmet çekersin. Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak burada mümkündür ve sen burada susamazsın ve güneşte yanmazsın. " (Tâha 20/1 17-1 19)

Hz. Âdem ve eşine yasaklanan bu ağacın ne olduğu kesin olarak bilinmiyor. Bu ağacın buğday veya üzüm veyahut da incir olduğu hakkında rivayetler vardır. Biz bu ağacın ne olduğunu bilemeyiz. Çünkü yüce Allah bu ağacın ismini bize bildirmemiştir. Cenâb-ı Hakk Cennet'te Âdem'e büyük bir hürriyet vermekle beraber yine de buna bir sınır koymuştur. Bu sınırı aştıkları takdirde, kendilerine zulüm edeceklerdir. Cennet'e bu yasak ağaç, yenilmek için değil, insanın hayatını disipline etmek ve bir sınırlama ve kulluk için konulmuştur. Bununla beraber biz "Dünyayı sevmek, her bir günahın başıdır" hadîsinde bu yasak ağacı tayin eden bir dalâlet buluyoruz. Demek Hz. Âdem o zaman dünya sınırlarına yaklaşmamak emri almış ve bundan bir müddet fıtratının gereği olarak yememiştir. (Elmalılı Hamdi Yazır, a.g.e., I, 323-324).

Daha önce İblis* Hz. Âdem'in üstünlüğünü çekemeyerek Allah'ın emrine karşı gelmiş, Âdem'e secde etmeyip, saygı göstermemiş ve Cennet'ten kovulmuştu. O zaman şeytan'ın Hz. Âdem ve evlâtlarına musallat olup azdırma imkânı kaldırılmamıştı. Hatta, İblis'e onları günah işlemeye teşvik etme gücü verilmişti. (Bk. el-A'râf, 7/12-18; el-Hicr, 15/32-42) Çünkü Âdem'in şeref ve üstünlüğü, nefsine ve şeytana uymamakla gerçekleşecekti. Kendilerine verilen akıl ve irade sebebiyle Âdem ve soyu, imtihandan geçecekler, sınanmaları için de peygamberler gönderilecekti.

Vesvese vererek insanları azdırma kabiliyetine sahip olan şeytan, ne yaptıysa yaptı, bir yolunu bularak Cennet'e girebildi. "Derken şeytan, onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini (avret mahallerini) kendilerine açıklayıp göstermek için ikisine de vesvese* verdi ve 'Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil, ancak iki melek olacağınız yahut ölümden kurtulup ebedi olarak kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti' dedi. Bir de onlara, 'Ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim' diye yemin etti. İşte bu şekilde ikisini de aldatarak o ağaçtan yemeye tevessül ettirdi. Ağacın meyvesini tattıkları anda ise, o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından üst üste yamayıp örtmeye başladılar. Rableri de "Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti." (el-A'râf 7/20-22) "Bundan sonra Âdem, Rabbinden (vahiy yoluyla) kelimeler belleyip aldı ve şöyle diyerek Allah'a yalvardılar: Ey Rabbimiz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bizi esirgemezsen herhalde en büyük zarara uğrayanlardan olacağız, dediler." (el-A'râf, 7/23) "Sonra Rabbi onu seçti (peygamber yaptı) da tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi. Allah şöyle dedi: 'Dünyada birbirinize düşman olmak üzere her ikiniz de oradan (Cennet'ten) ininiz. Artık benden size bir hidayet (kitap) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa, işte o sapıklığa düşmez ve bedbaht olmaz (ahirette zahmet çekmez). " (Tâha, 20/122-123) Böylece Hz. Âdem ve Havva ve nesillerinin yeryüzünde yerleşip kalmaları ve burada üreyip geçinmeleri, imtihan edilmeleri takdir edildi ve gerçekleştirildi. (el-Bakara, 2/3638; el-A'raf, 7/24)

Buhârî, Müslim, Ebu Dâvûd, Neseî ve Tirmizî'nin rivayet ettikleri bir hadîsinde Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Âdem (a.s.) ile Musa (a.s.)'ın ruhları Rableri nezdinde münakaşa ettiler ve Âdem (a.s.), Musa (a.s.)'ı delil getirerek mağlûp etti. Musa (a.s.) dedi ki: "Sen Allah'ın eliyle (kudretiyle) yarattığı ve ruhundan üflediği ve melekleri senin için secde ettirdiği ve Cennet'ine yerleştirdiği Âdem'sin. Sonra da sen işlediğin suç sebebiyle insanları yeryüzüne indirdin. 'dedi. Bunun üzerine Âdem (a.s.) 'Sen Allah'ın peygamberliğine ve konuşmasına seçtiği ve içinde her şeyin açıklaması bulunan (Tevrat) levhalarını verdiği ve münacât edici olarak kendisine yaklaştırdığı Musa'sın. Benim yaratılmamdan kaç sene önce Tevrat'ı yazdığını gördün?' dedi Musa (a.s.), 'Kırk sene önce' diye cevap verdi. Âdem, 'şu halde içinde 've Âdem Rabbi'ne isyan etti de...' meâlindeki ayeti gördün mü?' dedi. Musa (a.s.) 'Evet, gördüm' dedi. Âdem (a.s.) 'Allah'ın beni yaratmasından kırk sene önce işleyeceğimi yazdığı işi işlemem üzerine beni nasıl azarlarsın' dedi. Resulullah (s.a.s.) neticede "Âdem hüccet* ile Musa'yı mağlûp etti" buyurdu. (et-Tâc, I, Hadis no: 40) Bundan sonra gelecek hidayet rehberlerine (peygamberlere), iman ederek uyup bağlanacaklar için, korkup üzülecekleri bir şeyin olmadığı ve bunların Cennet'e girecekleri bildirildi. İnkâr edip kötülük yapanların Cehennem'e girecekleri anlatıldı. (el-Bakara, 2/38-39, 82)

Âlimler, Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği (yerleştirildiği) Cennet hakkında görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir. Cennet, lügat açısından bağ, bahçe, bahçelik ve bağlık yer manasına gelir. Acaba Hz. Âdem'in iskân edildiği bu Cennet, yeryüzünün bağlılık, bahçelik ve ağaçlık köşelerinden bir köşe midir? Yoksa dünyadan ayrı ahirette müminlere va'd edilen Cennet midir? Kur'an-ı Kerim'de buna dair açık ve kesin bir bilgi verilmemiştir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Hz. Âdem'in eşiyle yerleştirildiği ve içinde yasak ağacın bulunduğu Cennet, ahirette müminlere ve iyilik yapanlara va'd edilen, darü's-sevab (mükâfat yurdu) olan Cennet'tir. Çünkü:

a) "Cenâb-ı Allah dedi ki: Kiminiz kiminize (nesilleriniz birbirlerine yahut müminlerle şeytan birbirlerine) düşman olarak inin. Arz'da sizin için bir zamana kadar yerleşip kalmak ve geçinmek vardır. Orada (yeryüzünde) yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan diriltilip çıkarılacaksınız." (el-A'râf, 7/24-25; Ayrıca bk. el-Bakara, 2/36) Bu ayetlerde Hubût (inmek) tabiri ve inilecek yer de arz (yeryüzü) olarak zikredilmiştir. İlk yerleşme noktası yeryüzü dışında bir yer olmalıdır ki, buradan yeryüzüne iniş söz konusu edilebilsin. Eğer Hz. Âdem ve Havva'nın yerleştikleri yer arzdaki bir bahçe olsaydı "hubût"tan, inişten söz etmek mümkün olmazdı.

b) Tâhâ suresi 118-119'uncu âyetlerde Hz. Âdem'in yerleştiği Cennet'in anlatılan vasıfları, yani acıkmamak, susamamak, çıplak kalmamak, güneşte yanmamak, sevap ve mükâfat yurdu olarak mü'minlere va'd edilen cennet'e aid niteliklerdir. Bu vasıfta olan bir cennet (bahçe) dünyada yoktur. Öyle ise Hz. Âdem'in iskân edildiği Cennet, ahirette müminlere va'dedilen Cennet'tir.

c) Bu "Cennet" lâfzının başındaki elif lâm (lâm-ı ta'rîf) umûm (istiğrak) için değil, ahid içindir. Bu elif lâm, umûm ifâde ederse Cennetlerin hepsi manasına gelir. Hâlbuki Hz. Âdem'in bütün Cennetlere (bahçelere) yerleşmesi imkânsızdır. Öyle ise bu Cennet'in manasını müslümanlar arasında bilinen ve dârü's-sevâb (mükâfat yurdu) olan Cennet'e hamletmek gereklidir. (Âlûsî, Rûhu'l-Meânî, I, 233; Razı, Mefâtîhu'l-Gayb, I, 455; Talat Koçyiğit, İsmail Cerrahoğlu, Kur'an-ı Kerim Meâl ve Tefsiri, s. 95 vd.)

d) Yine bazı haberlere göre: Allah meleklerinden birisine dünyanın her yerinden topraklar getirterek Hz. Âdem'i Cennet'te yaratmıştır. (İbn Kesîr, Tefsirü'l-Kur'an'i'l-Azîm, I, 132.) Hz. Âdem ile Hz. Musa'nın ruhlarının çekiştiğini bildiren hadîs (bunun meâlini yukarıda verdik) de bu Cennet'in sevab yurdu olan Cennet olduğunu açıklar.

Ebu'l-Kasım el-Belhî ve Ebû Müslim el-İsfahânî de "Hz. Âdem'in yerleştiği Cennet, bahçe manasına olup bu dünyadadır" derler. Bu zatlar ayette geçen "ihbitû" kelimesine de "giriniz, gidiniz, konunuz" gibi manalar veriyorlar. " İhbitû mısran = Bir şehre ininiz, yerleşiniz (el-Bakara, 2/61) gibi. Bu zatlar Hz. Âdem'in yerleştiği Cennet'in bu dünyada olduğuna dair şu şekilde delil getiriyorlar:

1) Eğer Hz. Âdem'in yerleştiği bu Cennet, sevap ve mükâfat yurdu olan Cennet olsaydı, elbette ebedî kalınacak Cennet olurdu. Hz. Âdem de ebedî kalınacak Cennet'te olduğunu bilir ve şeytan da onu "Rabbiniz size bu ağacı, melek olmanız için, yahud ölümden kurtularak ebedî kalıcılardan olacağınız için yasak etti." (el-A'râf, 7/20) diyerek aldatamazdı.

2) Yüce Allah'ın "Onlar (Cennet'te olanlar) oradan çıkarılacaklar da değildir." (el-Hicr, 15/48) sözünün dalâletiyle Cennet'e giren bir daha oradan çıkmaz.

3) İblis, Hz. Âdem için secde etmekten kaçınarak kibirlendiğinden Allah'ın gazâb ve lânetine uğramış ve kâfir olmuştur. Böyle olan bir kimse Cennet'e giremez.

4) Ahirette müminlere va'd edilen Cennet teklif ve imtihan yeri olmayıp müminlerin içinde serbestçe dolaşacakları ve bütün nimetlerinden diledikleri gibi faydalanacakları bir yerdir. Halbuki burada eşiyle beraber Hz. Âdem'e bir ağacın meyvesi yasaklanmıştır.

5) Allahü Teâlâ "Yeryüzünde bir halife yaratacağım..." (el-Bakara, 2/30) diye belirttiği için Hz. Âdem'i Arz'da yarattı. Kur'an'da onu göğe (Cennet'e) naklettiğini zikretmedi. Onu dünyadan semaya nakletmesi, nimetlerin en büyüğünden olduğu için zikredilmeye daha layık olurdu. Kur'an-ı Kerim'de böyle önemli bir olayı doğrulayacak kesin ve açık bir ifade yoktur. Öyle ise Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği bu Cennet, içinde ebedi kalınacak Cennet'ten başka bir Cennet'tir. (Râzî, Mefâtîhu'lGayb, I, 454)

Hz. Âdem'in oturduğu Cennet'in mükâfat yurdu olan Cennet olması veya bundan başkası olması mümkündür. Çünkü bu konudaki nakli deliller zayıf ve Kur'an'da buna dair kesin bir delil yoktur. Bunu Allah'tan başka kimse bilemediğine göre, şu Cennet'tir veya bu Cennet'tir diye kestirip atmamak veya bu konuda tevakkuf etmek lâzımdır. Nitekim selefi salihîn ve bunlara tâbi olan birçok müfessirler böyle yapmışlardır. (Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, 1, s. 455)

Fakat biz burada hemen şunu kaydedelim: Hz. Âdem ve eşinin iskân edildiği Cennet'in mükâfat yurdu olan Cennet olduğuna dair deliller daha kuvvetlidir. Ayrıca Cennet'e girince çıkılamayacağı meselesi duruma göre değişir. Misafir olarak girmekle mûkîm olarak girmek aynı değildir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s.) mi'rac gecesi Cennet'e girmiş ve çıkmıştır. Hz. Âdem'in Cennet'ten yeryüzüne inişinin mahiyeti bizce meçhuldür.

Hz. Âdem'in Peygamberliği

Hz. Âdem ilk insan olduğu gibi aynı zamanda ilk peygamber*dir. Hz. Âdem yeryüzüne indirildikten sonra, Cenâb-ı Allah insan nesillerinin hepsini onunla eşi Havva'dan türetmiştir. Allahü Teâlâ bu hakikati Nisâ sûresinin birinci ayetinde şu şekilde dile getiriyor: "Ey insanlar! Sizi tek bir candan (Adem'den) yaratan, ondan da yine onun zevcesini (Havva'yı) yaratan ve ikisinden pek çok erkekler ve kadınlar türetip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının... " (en-Nisâ, 4/2) Bir hadîs-i şerîflerinde Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruyor: "Allah'u Teâlâ Âdem'i (a.s.) yeryüzünün her tarafından avuçladığı bir avuç topraktan yarattı. Bunun için Ademoğulları kendilerinde bulunan toprak miktarına göre, kimi kırmızı, kimi beyaz kimi siyah, kimi bunların arasında bir renkte; (tabiat bakımından da) kimi yumuşak, kimi sert, bazıları kötü, bazıları da iyi olarak geldiler." (Tirmizî, Tefsir, 3). Bu hadisi Tirmizî sahih bir senetle rivayet etmiştir.

Allah, insanı nefsinin şehvet ve şeytanın vesveselerine maruz kalacak şekilde yaratmış, ona bunlara karşı koyacak akıl, hayır ve şerri birbirinden ayırt edecek vicdan (kalb gözü) vermiştir. Cenâb-ı Allah böylece insanı bu dünyada imtihan alanına koyduğu için, hikmet ve rahmetinin gereği olmak üzere hayır, fazilet, şer ve rezalet yollarını gösterecek, hak ile batılı öğretecek, hayır ve kemâl yollarına irşad edecek peygamberler göndermiştir. Cenâb-ı Hakk peygamberler göndermekle, insanın tabiatına ve halîfeliğine uygun imtihan şartlarını tamamlamıştır. Neticede insan bu dünyada yaptıklarının hesabını öldükten sonra diriltilince verecek, imanlı olup iyilik ve sevap terazileri ağır gelenler Cennet'e girecektir. Bunları kendilerine öğretip ikaz etmek için peygamberlere ihtiyaç vardır. İlk insanlara peygamber olmaya en lâyık olan zat, Allahü Teâlâ'nın doğrudan doğruya vasıtasız konuştuğu ataları Hz. Âdem'di.

Hz. Âdem'in peygamberliği kendisine emir ve nehiy olunduğuna dalâlet eden Kur'an ayetleri ile sabittir. Çünkü onun zamanında başka bir peygamber yoktu. Bu duruma göre kendisine gelen o emir ve nehiyler, vahiy vasıtasıyla olup başka bir vasıta ile değildir. Kur'an'da geçen Hz. Âdem'in iki oğlunun Allah'a kurban takdim etmeleri, ikisinden birinin kurbanının kabul olunduğunun bildirilmesi (el-Mâide, 5/27) Hz. Âdem'e vahiy ile bildirilmiştir. Kur'an'da Hz. Âdem'in peygamberliğe seçildiğinin anlatılması için "Istafâ" (Âli İmrân, 3/33) kelimesi ile "İctebâ" (Tâhâ, 20/122) kelimeleri kullanılıyor. Kur'an'da diğer peygamberler için de ıstıfâ' ve ictibâ' kelimelerinden müştak kelimeler kullanılıyor. (el-A'râf, 7/144; el-Bakara, 2/130; el-Hac, 22/75; Sâd, 38/47; en-Nahl, 16/121; Âli İmrân, 3/79; Yusuf, 12/6; el-En'âm, 6/87; eş-Şûrâ, 42/13; el-Kalem, 68/50) Öyle ise Hz. Âdem de peygamberdir. Hz. Âdem'in peygamber olduğunu açıkça bildiren hadisler de vardır. Ebu Ümame (ö. 81/700) rivayet ediyor "Ebu Zerr (ö. 32/652) Peygamberimize 'Ya Nebiyallah, peygamberlerden ilk peygamber kimdir?' diye sorduğunda, Peygamberimiz (s.a.s.): "Âdem'dir." dedi. Ebu Zerr, "Ya Rasûlullah o, Nebî oldu mu?" diye sorunca Hz. Peygamber (s.a.s.), "Evet o mükellem bir Nebî(Allah'ın kendisiyle vasıtasız konuştuğu peygamber) idi." dedi." (Ahmed b. Hanbel, V, 265)

Diğer bir hadîste de Kıyamet gününde, diğer Nebiler gibi Hz. Âdem'in de bir peygamber olarak, Hz. Resulullah'ın sancağı altında bulunacağı haber verilmiştir. (Tirmizî, II, 202) Hz. Âdem'in peygamberliği hususunda bütün müslümanlar ittifak etmişlerdir. (Teftâzânî, Şerhu'l-Akâid, s. 62; Devvânî, Celâl, s. 71; Aliyyü'lKârî, Şerhu'l-Fıkhı'l-Ekber, 101)

Hz. Âdem'in evlâdları onun irşâdı* ile Allah'a iman etmiş, zamanlarındaki maddî ve manevî ihtiyaçlarını temin eden ahkâmı ondan öğrenmişlerdir. Ebû İdris el-Havlânî'nin, Ebû Zerr'den rivayet ettiği bir hadîste Hz. Peygamber (s.a.s.) Hz. Âdem'e on sahifelik bir kitap indirildiğini söylemiştir. (Abdurrahman Hubneke'l-Meydânî, el-Akidetü'lİslamiyye ve Usûsuhâ, II, 260)

İnsanların dinden ayrılarak ihtilâf etmeleri, hak dinin izini kaybederek batıl itikatlara saplanmaları sonradan çeşitli sebeplerle meydana gelen kötü bir durumdur. Böylece beşeriyetin başlangıcının bir vahşet devri olmadığı anlaşılır. Hz. Âdem'den sonra yeryüzünün çeşitli bölgelerine dağılan insanlar doğru yoldan ayrılmışlardır. Allah, onlara zaman zaman peygamberler göndermiştir. Şu ayet bu hakikati ifade eder: "İnsanlar (ilk önce) bir ümmetti (onlar ihtilâf ettiler). Allah da müjde verici ve azabının habercileri olarak peygamberler gönderdi..." (el-Bakara, 2/213)

Yukarıda gördüğümüz gibi Yüce Allah, ilk insan Hz. Âdem'i bizzat doğrudan doğruya çeşitli safhalardan geçirerek yaratmıştır. Darwinist olan tekâmülcülerin iddia ettiği gibi, insan maddenin kendiliğinden gelişerek tek hücreli canlı olması ve bunun da gelişerek çeşitli hayvanlar ve maymunlar oluşması ve maymunların da insana dönüşmesi yoluyla meydana gelmemiştir. Uydurma ve yakıştırmadan ibaret olan bu nazariyenin doğruluğuna, deney ve gözlemlerde ve delîl olarak kabul ettikleri materyal fosillerinde, en ufak bir ipucu bile yoktur. Bunun aksini isbat edecek fosil ve deliller pek çoktur. Mendel ve Pastör kanunları gibi.

Tekâmül nazariyesi bilim ve akıl nazarında muhaldir. Şöyle ki: Madde ve enerjide "emtropi" vardır: Gözlenen bütün tabii sistemlerde düzensizliğe doğru, yani dağılıp saçılmaya doğru bir eğilim vardır. Bu gerçek, hem mikro ve hem de makro seviyelerde olmak üzere geçerlidir. Madde parçacıkları dağılıp saçılır gider. Enerji de akıllı birisi tarafından plânlı ve düzenli olarak kapalı duvarlar arasında ve borular içerisinde kontrol altına alınmazsa dağılır gider. Dışarıdan gelen güneş enerjisi de, bunu alıp kullanacak çok muazzam bir makina sistemi yoksa boşlukta dağılır. Bu bir fizik kanunudur. Aklı başında olan bir âlim bu kanuna karşı gelecek cesareti gösteremez.

Madde âtıldır (eylemsizdir) kendiliğinden bir gücü yoktur (fizikteki atâlet prensibi). Allah'tan başka hiçbir şeyin kendiliğinden hiçbir gücü, düzen ve nizâmı yoktur (ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh). Akıllı ve şuurlu birisi tarafından plânlı düzenli bir makina sistemiyle kontrol edilmeyen enerji de her şeyi dağıtır, yakar ve yıkar. Meselâ nükleer bir santralda kontrol altına alınamayan bir atom enerjisi her şeyi yakar ve yıkar, dağıtır ve boşlukta dağılır gider. Öyle ise basit bir otomobilin bir yapıcı mühendisi olmadan demir yığınları arasından güneş enerjisi veya herhangi bir enerji ile meydana gelmesi imkânsızdır. Deney ve gözlem ve akıl bunu kabul etmez. En basit bir canlının organizmasının (cesedinin) yanında, mükemmel bir otomobil veya en ileri seviyede yapılmış bir elektronik beyin, çocuk oyuncağı gibi kalır. Bir elektronik beyin bozulduğu vakit kendi kendisini tamir edemez, kendi mislini ve benzerini, maddelerini dışarıdan toplayarak yapamaz. Çünkü âtıldır ve şuuru yoktur. Bunlar akıllı birisinin yapacağı hesap ve plân işidir. Akılsız ve cansız madde kendiliğinden bir makina veya bir elektronik beyini yapamayınca, ya bunların yapıcısı olan insanı nasıl yaratabilir? İnsanın yaptığı en mükemmel bir elektronik beyin, insan tarafından tamir edilip kontrol edilmezse, kendisini tekamül ettirmek şöyle dursun madde yığınları arasında dağılıp gider.

Bir eser müessirinden (yaratıcısından) üstün olamaz. Bir eserde yapıcısında bulunmayan vasıflar bulunamaz. Netice sebebinden üstün olamaz. Taş sebep olursa, parçacıkları taşın eseri (neticesi) olur. Maddede can yoktur; insanî ruh ve bunun özellikleri olan şuur ve akıl hiç yoktur: vicdan ve bunun özellikleri olan sevgi, nefret ve üzüntü de yoktur. Bir maddenin, pek çok mükemmel makina sistemi olan bir canlının vücudunu meydana getirmesi ve ona kendisinde hiç bulunmayan canı, hele akıl, irade ve vicdanın kaynağı olan ruhu vermesi ne kadar muhal ve imkânsızdır. Can enerji değildir. Can, canlının duymasını ve gayeli hareket etmesini sağlayan, vücudunu tamir etme, kendisini koruma ve neslini devam ettirme vazifesini üstlenen manevî bir cevherdir. Bir canlı sisteminin meydana gelebilmesi için mutlaka şu şartlar gereklidir:

1- Sistemin gelişigüzel değil, enerji ve besinleri dönüştürecek mükemmel mekanizması ve makina sistemi olmalıdır.

2- Otomobilin çalışması için nasıl petrol lâzımsa, bunun da kullanılabileceği bir enerji kaynağı yani besinler bulunmalıdır. Canlıların besinleri, bitki ve hayvan organizmalarıdır.

3- Bu enerjinin dönüşüm mekanizmalarını idare edip devam ettirmek ve çoğaltmak için bir kontrolcü bulunmalıdır. Çünkü Termodinamiğin ikinci kanunu olarak ifade edilen ve kâinatta geçerli kanuna göre sistemlerin düzensizliğe doğru tabii bir kaymaları vardır. Otomobilde bu kontrolcü şoför, elektronik beyinde kontrol mühendisidir. Otomobilin şoförü veya elektronik beyinin kontrolcüsü ölmüşse bunlar kendi kendilerine gayeli ve düzenli çalışamazlar. Kendilerinin benzerlerini meydana getiremezler ve kendilerini tamir edemezler. Az bir zaman sonra çürür, dağılır ve saçılıp giderler. Canlıların mekanizma ve makinalarının kontrolcü ve idarecisi candır. Canlının canı çıkmışsa, bunca muazzam zekâsına rağmen insan dahi ona canı veremez.

4- Canlı bir sistemin mutlaka akıllı ve âlim bir yaratıcısı olmalıdır. O da Allah'tır. Otomobilin yapıcısı akıllı bir insandır. Öyle ise canlıların organizmalarını, o akıllara durgunluk verecek çok muazzam makina sistemlerini, oksijen, hidrojen (yani su), fosfor, kükürt, azot, karbon, kalsiyumdan yaratan ve bunlara canı veren Allah'tır.

İnsanla hayvan arasında mahiyet farkı vardır. İnsanlarda akıl, irade ve vicdan vardır. Hayvanlarda bunlar yoktur. Bunların kaynağı da Allah'ın insana verdiği ruhtur. Bu insanî ruh hayvanda yoktur.

Buna göre tekâmül nazariyesi (Darwinizm)* muhaldir (imkânsızdır).

Darwinizme inananların, insanın maddeden kendiliğinden tekâmül ederek meydana gelişini "Akılları mı emrediyor, yoksa bunlar azgın kimseler midir?" (et-Tûr, 52/32)

Muhittin BAĞÇECİ

yok yorum :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

allahın sıfatları
1/7/2007<>14:48
kategori: ibretler

ALLAH'IN SIFATLARI


Her Müslümanın, Allah'ın bütün kemâl sıfatlarına sahip, noksan sıfatların hepsinden de uzak olduğuna inanması farzdır.

TENZİHİ ve Selbi Sıfatlar

Vücûd
Kıdem
Beka
Muhalefetün lil-havâdis:
Kıyam Bi-nefsihî
Vahdaniyet

ZÂTÎ ve SÜBÛTÎ SIFATLAR

Hayât
İlim
İrâde
Kudret
Tekvin
Sem' ve Basar
Kelâm

--------------------------------------------------------------------------------

Vücûd
Bu sıfat, Allah Teâlâ'nın vâr olduğunu ifâde eder. Allah Teâlâ'nın varlığı başka bir varlığa bağlı olmayıp, zâtının îcabıdır. Yani vücûdu, zâtıyla kaimdir ve zâtının vâcib bir sıfatıdır. Bu sebeble Hak Teâlâ'ya Vâcibü'l-Vücûd denilmiştir. Bâzı Kelâm âlimleri, Vücûd sıfatına, sıfat-ı nefsiyye adını vermişlerdir. Vücûd'un zıddı olan adem (yok olma) Allah Teâlâ hakkında muhaldir. Allah'ın yok olduğunu iddiâ etmek, kâinatı ve içindeki varlıkları inkâr etmeyi gerektirir. Çünkü her şey'i yaratan ve vâr eden O'dur.

--------------------------------------------------------------------------------

Kıdem
Kıdem, Allah Teâlâ'nın varlığının başlangıcı olmaması demektir. Allah Teâlâ kadîmdir, ezelîdir. Yani önce yok iken sonradan vâr olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Cenâb-ı Hakk'ın vâr olmadığı bir an, bir zaman, tasavvur edilemez. Aslında zaman ve mekânı yaratan da O'dur. Allah Teâlâ zaman ve mekân kayıtlarından münezzeh, ezelî ve kadîm bir Zât-ı Zülcelâldir. Kıdem'in zıddı olan hudûs (sonradan olma, belli bir zamanda yaratılma) Allah Teâlâ hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

Beka
Beka, Allah Teâlâ'nın varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir. Allah Teâlâ'nın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem kadîm ve ezelî, hem de bâki ve ebedîdir. Zâten kıdemi sâbit olan bir varlığın, bekası da vâcib olur. Beka'nın zıddı fena, yani, bir sonu olmaktır. Bu ise, Allah Teâlâ hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

Muhafeletün lil-Havâdis
Allah'ın, sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah Teâlâ ne zâtında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez. Biz Allah'ı nasıl düşünürsek düşünelim, O, hâtır ve hayâlimize gelenlerin hepsinden başkadır. Çünkü hâtıra gelenlerin hepsi hâdis, yani, sonradan yaratılmış, yok iken vâr edilmiş şeylerdir. Allah Teâlâ ise, vücûdu vâcib, kadîm ve bâkî, her şeyden müstağnî, her türlü noksandan uzak, bütün kemâl sıfatlara sahip olan İlâhî ve mukaddes bir zâtdır. Şübhe yok ki, böyle yüce bir Zât, önce yok iken sonra vâr olan, bil'âhare tekrar zeval bulan varlıklara benzemez. Nitekim Cenâb-ı Hak kendi zâtını Kur'ân-ı Kerîm'de: arapça var. "Onun "Hak Teâlâ'nın) benzeri yoktur. O, her şey'i işitici ve görücüdür" (Şûra 11) sözleriyle tavsif etmiştir. Peygamber Efendimiz de (asm) bu mânayı te'yiden: "Her ne ki senin aklına geliyor, işte Allah Teâlâ onun gayrısıdır" buyurmuştur.

--------------------------------------------------------------------------------

Kıyam Bi-nefsihî
Allah Teâlâ'nın, başka bir varlığa ve hiçbir mekâna muhtaç olmadan zâtı ile kaim olması demektir. Mevcudatın hepsi, sonradan vücuda gelmiştir. Bu sebeble de bir Yaradana ve bir mekâna muhtaçdırlar. Buna mukabil her şeyin yaratıcısı olan Allah Teâlâ'nın vücûdu, zâtının gereğidir ve varlığı hiçbir şey'e muhtaç değildir. Şayet Allah da vâr olabilmek için başka bir varlığa muhtaç olsa idi, O da mahlûk olur ve her şey'in Hâlikı ve başlangıcı olmazdı. Halbuki O, her şey'in Hâlikı ve yaratıcısıdır. O'ndan başka her şey mahlûktur. Hâlık ise, mahlûkuna asla muhtaç olmaz.

--------------------------------------------------------------------------------

Vahdaniyet
Vahdaniyet, Allah'ın bir olması demektir. Vahdaniyet, Allah Teâlâ'nın kemal sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir.

--------------------------------------------------------------------------------

ZÂTÎ ve SÜBÛTÎ SIFATLAR


--------------------------------------------------------------------------------

Hayât
Cenâb-ı Hakk'ın hayat sâhibi olması, hayat sıfatiyle muttasıf bulunması demektir. Cenâb-ı Hak hakkında vâcib olan bu sıfat, mahlûkatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddî bir hayat olmayıp ezelî ve ebedîdir. Bütün hayatların kaynağı olan hakikî hayattır. Hayat sıfatı, İlim, İrâde, Kudret gibi kemâl sıfatlariyle yakından ilgilidir. Bu sıfatların sâhibi bir zâtın, hayat sâhibi olması zarurîdir. Çünkü ölü bir varlığın ilim, irade ve kudret gibi kemâlâtın sâhibi olacağı düşünülemez. Bunun içindir ki, hayat sıfatını, Cenâb-ı Hakk'ın ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarla vasıflanmasını sağlayan ezelî bir sıfattır, diye târif etmişlerdir. Hayat sıfatının zıddı memât, yani, ölü olmaktır. Bu ise Allah hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

İlim
Allah Teâlâ'nın her şey'i bilmesi, ilminin her şey'i kuşatması demektir. Bu âlemi en güzel şekilde, en mükemmel bir nizâm üzere yaratan ve onu idare eden Zât-ı Akdes'in, yarattığı varlığı en ince teferruatına kadar bilmesi gerekir. Zira hakikatı, faydası, lüzum ve hikmeti bilinmeyen bir şey, nasıl yaratılabilir? O halde yaratıcının bir şey'i yaratabilmesi için, evvelâ ilim sâhibi olması, sonra o ilmin icablarına göre yaratması şarttır. Bundan başka, îman ve sâlih amel sâhiplerini mükâfatlandırmak, isyan eden ve kötü yolda olanları da cezalandırmak, ancak bu kimselerin yaptıklarını bütün teferruatı ile bilmekle mümkündür. İlmin zıddı cehil, gaflet ve unutkanlıktır. Bütün bunlar Hak Teâlâ hakkında muhaldir.

--------------------------------------------------------------------------------

İrâde
Allah'ın bir şey'in şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şey'i dilediği gibi tayin ve tesbit etmesi demektir. Allah Teâlâ kâmil bir irâde sahibidir. Bu kâinatı ezelî olan irâdesine uygun olarak yaratımştır. Bu kâinatta olmuş ve olacak her şey Allah'ın dilemesi ve irâde etmesiyle olmuş veya olacaktır. O'nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla vücûd bulmaz. Bu hususta Kur'an'da:

"Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (Âl-i İmrân, 47) buyrulur.

Hadîs-i şerîfte de: "Allah'ın dilediği oldu, dilemediği de olmadı" denilmiştir. İrâde sıfatından başka meşîet adında müstakil bir sıfat yoktur.

--------------------------------------------------------------------------------

Kudret
Kudret, Hak Teâlâ'nın varlıklar üzerinde irâde ve ilmine uygun olarak te'sir ve tasarruf etmesi, her şey'i yapmağa ve yaratmaya gücü yetmesi demektir. Allah Teâlâ'nın sonsuz bir kudret sahibi olduğuna ve her şey'e kadir bulunduğuna, görmekte olduğumuz şu kâinat ve ihtiva ettiği güzellik ve şaşmaz nizam en büyük delildir.

--------------------------------------------------------------------------------

Tekvin
Tekvin; îcad ve yaratma demektir. Tekvin'i mâdum (yok) olan bir şey'i yokluktan çıkarmak, vücûda getirmek diye îzah etmişlerdir. Tekvin, Ehl-i Sünnet'in iki hak itikadî mezhebinden biri olan Mâtüridîlere göre, ilim, irade ve kudret sıfatından ayrı bir sıfattır. Yine Mâtüridîlere göre, Hak Teâlâ'nın yaratmak, rızık ve nimet vermek, azâb vermek, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, tekvin sıfatına râcidir. Onun eser ve tecellîsi sayılır. Bunlara sıfat-ı fi'liyye (fiilî sıfatlar) da denilir. Kudret ve tekvin, birer kemal sıfatı olup zıdları olan acz, Allah hakkında muhaldir. Eş'arîlere göre ise: Allah'ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdûrata (yaratılması takdîr edilmiş şeylere) yaratma ânında taallûkundan ibarettir. Yani tekvin, kudret sıfatı içinde itibarî bir vasıf olmaktadır. Allah Teâlâ'ya Mükevvin isminin verilmesi, O'na, kudret sıfatından ayrı, Tekvin adında bir sıfatın isnâd edilmesini gerektirmez. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teâlâ'nın Kudret sıfatıyla olur. Mâtüridîler Tekvin sıfatını Kudret sıfatından ayrı bir sıfat kabûl ettiklerinden, zâtî ve sübûtî sıfatları 8 olarak sayarlar. Eş'arîlere göre ise bu sıfatlar 7'dir (Sıfât-ı Seb'a).

--------------------------------------------------------------------------------

Sem've Basar
Allah'ın her şey'i işitip, her işi görmesi demektir. Sem' ve basar sıfatları da Allah'ın ezelî ve ebedî kemâl sıfatlarındandır. Allah'ın işitip görmesine, uzaklık - yakınlık, gizlilik - açıklık, karanlık - aydınlık gibi mefhumlar bir engel teşkil edemezler. O, içimizdeki fısıltıları, kalbden ve gönülden yaptığımız duaları işitir. Hikmetine uygun şekilde karşılık verir. Hak Teâlâ'nın Semî' ve Basîr, yani, her şey'i en iyi işitici ve en iyi görücü olduğu, Kur'ân-ı Kerîm'de defalarca zikredilmiştir. Sem' ve Basar sıfatları birer kemâl sıfatı olduğundan, zıdları olan a'mâlık (görmemek) ve sağırlık (işitmemek) Zât-ı Bârî hakkında muhal olan noksan vasıflardandır.

--------------------------------------------------------------------------------

Kelâm
Allah Teâlâ'nın harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Teâlâ'nın kelâm, yani, söyleme, konuşma sıfatı vardır. Bu sıfat ezelî ve ebedîdir. Bu sebeble Allah'a Mütekellim denilir. Kur'ân-ı Kerîm'e de Kelâmullah tabir edilir. Allah'ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği İlâhî kitablar, mahlûkatına gönderdiği ilhamlar, hep O'nun Kelâm sıfatının bir tecellîsidir.

yok yorum :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

hz.fatmanın hayatı indir
1/7/2007<>14:37
kategori: indir

İndirmek için tıklayınız

Ezan 1 Ezan 2 Ezan 3 Ezan 4 Dua

Hz. Fatıma (R.Anh) Hz Hayatı
Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani Hz. Hayatı

Yasin Suresi / Kabe İmamlarından

Hatim Duası

Bilgisayarınıza İndirmek için sag tıklatın ve hedefi farklı kaydedin... 

0 yorum :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

dua indir
1/7/2007<>14:36
kategori: indir

Kur'an Hatmini Bilgisayarınıza İndirmek için sag tıklatın ve hedefi farklı kaydedin.

1-FatihaSuresi 30-RumSuresi 59-HasrSuresi 87-A'laSuresi
2-BakaraSuresi 31-LokmanSuresi 60-MümtehineSuresi 88-GasiyeSuresi
3-Al-i imran Suresi 32-SecdeSuresi 61-SafSuresi 89-FecrSuresi
4-NisaSuresi 33-AhzabSuresi 62-Cum'aSuresi 90-BeledSuresi
5-MaideSuresi 34-SebeSuresi 63-MünafikunSuresi 91-SemsSuresi
6-En'amSuresi 35-FatirSuresi 64-TegabünSuresi 92-LeylSuresi
7-A'rafSuresi 36-YasinSuresi 65-TalakSuresi 93-DuhaSuresi
8-EnfalSuresi 37-SaffatSuresi 66-TahrimSuresi 94-insirahSuresi
9-TevbeSuresi 38-SadSuresi 67-MülkSuresi 95-TinSuresi
10-YunusSuresi 39-ZümerSuresi 68-KalemSuresi 96-AlakSuresi
11-HudSuresi 40-MüminSuresi 69-HakkaSuresi 97-KadirSuresi
12-YusufSuresi 41-FussiletSuresi 70-MearicSuresi 98-BeyyineSuresi
13-Ra'dSuresi 42-SuraSuresi 71-Nuh Suresi 99-ZelzeleZilzalSuresi
14-ibrahimSuresi 43-ZuhrufSuresi 72-CinSuresi 100-AdiyatSuresi
15-HicrSuresi 44-DuhanSuresi 73-MüzzemmilSuresi 101-Kaari'aSuresi
16-NahlSuresi 45-CasiyeSuresi 74-MüddessirSuresi 102-TekasürSuresi
17-IsraSuresi 46-AhkafSuresi 75-KiyametSuresi 103-AsrSuresi
18-KehfSuresi 47-MuhammedSuresi 76-insan-DehrSuresi 104-HümezeSuresi
19-MeryemSuresi 48-FetihSuresi 77-MürselatSuresi 105-FilSuresi
20-TahaSuresi 49-HucuratSuresi 78-NebeSuresi 106-KureysSuresi
21-EnbiyaSuresi 50-KafSuresi 79-NaziatSuresi 107-Ma'unSuresi
22-HacSuresi 51-ZariyatSuresi 80-AbeseSuresi 108-KevserSuresi
23-Mü'minunSuresi 52-TurSuresi 81-TekvirSuresi 109-KafirunSuresi
24-NurSuresi 53-NecmSuresi 82-InfitarSuresi 110-NasrSuresi
25-FurkanSuresi 54-KamerSuresi 83-MutaffifinSuresi 111-TebbetSuresi
26-SuaraSuresi 55-RahmanSuresi 84-insikakSuresi 112-IhlasSuresi
27-NemlSuresi 56-VakiaSuresi 85-BürucSuresi 113-FelakSuresi
28-KasasSuresi 57-HadidSuresi 86-TarikSuresi 114-NasSuresi
29-AnkebutSuresi 58-MücadeleSuresi

9 yorum :: link
{ Sayfa 1 of 1 }
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->
<%EntryDate%> - <%EntryTitle%> Yazan: <%EntryAuthor%> <%EntryBody%> Yorum (<%EntryCommentCount%>) :: Yorum yaz! :: Bağlantı <

ANA MENU
  • Ana Sayfa

  • Profilim

  • Arşiv

  • Rss

  • KATEGORİLERİM

  • SON YAZILARIM

  • amacım
  • üç şey sadece üç
  • KAYSER KIZIN HİDAYETİİ
  • hz.adem
  • allahın sıfatları
  • hz.fatmanın hayatı indir
  • dua indir
  • BAĞLANTILARIM


    SON YORUMLAR

  • TEŞEKKÜR
    mrb
    BEDAVA VİDEO
    ALLAH RAZI OLSUN
    Allah Razı Olsun
    TEŞEKKÜR
    teşekkür
    ALLAH razı olsun
    teşekkür ediyorum
    slm


  • ARKADAŞLARIM

  • kadirtutay

  • Mehtap İçer


  • <
    XXX EKLEYİN

    XXXXXXX istediğiniz kodu ,linki yada kodu ekleyin
    XXX EKLEYİN

    istediğiniz kodu,linki,vs ekleyin yada silin

    SAYAÇ

    bu bölüme sayaç eklenecek,sayaç nasıl eklenir